Hükümet, enflasyonun bir sebebi olarak görülen iç talebi azaltmak, tüketim harcamalarını en aza indirgemek amacıyla uygulamaya koyduğu ve enflasyonun tek haneli rakamlara düşürülünceye kadar devam edeceği kararlılıkla uygulanacağı vurgulanan sıkı para politikası gereği alınan önlemlere ek olarak yeni tedbirler almaya devam ediyor. Gelir miktarının aşmayacak şekilde kredi kartı verilmesi, taksit sayılarını kısıtlama gibi önlemler uygulamaya konulmaya başladı.
Bu bağlamda bazı bankalar yeni düzenlemeye göre taksit sayısını 3 aya düşürdü ve diğer bankaların da taksit sayısını azaltacağı yönünde hazırlık yaptığı belirtilmektedir. Ticari hayata olumsuz etki yapacağı halde alınan önlemler bir anlamda doğrudur. Çünkü şimdiye kadar yapılan uygulamalarda kişinin gelirine bakılmaksızın beyan ettiği rakama göre kart limiti verilmesi, taksit sayısında belirli kuralların gözaltı edildiği, kredi kartları vasıtasıyla gelirden yüksek rakamlarda borçlanılarak adeta geleceğin maddi olarak ipotek altına alınması gibi farazi olaylar yaşamaktaydık. Ayrıca bankaların cadde ve sokaklarda bile kart vermeye çalıştıkları, açılan her hesaba yukarıda saymaya çalıştığım kriterlere göre kredi kartı alımına zorlanması son derece yanlış bir uygulama idi. Tabii ki bunun sebebi bankaların en çok kazanç kaynağı ödenmeyen kartlardan alınan faiz tutarıydı.
Günümüzde kredi kartları barçaları astronomik boyutlara ulaşmış, bazı kimseler de bir bankanın borcunu başka bankadan kredi alarak ödemekte böylece sonu olumsuzluklarla sonuçlanan maddi olaylar yaşanmasına sebep olmaktadır. Diğer taraftan bazı işletme ve bankaların kredi kartına yaptıkları taksit, verilen promosyonlar ise kart sahipleri tarafından alışveriş yapma alışkanlığına zorlanması da kart kullanımını arttırmıştır ve hatta bazı vatandaşlarda 3-5 tane kredi kartı bulunmaktadır.
Kredi kartlarında taksit sayısının düşürülmesi ticaret hacmini küçülteceği bir gerçektir ve zaten alınan kararın amacı da tüketim harcamalarını azaltarak iç talebi kısmak, arz ve talep kanunu gereği arz fazlası oluşturarak fiyatların düşmesini sağlamaktır. Ancak alınan karar her sektörün satışlarını olumsuz yönde etkileyeceğinden devletin vergi gelirleri azalacak, işletmeler küçülme eğilimine gireceğinden işçi çıkarma yoluna gidecek bu da zaten gündemde olan iflas ve konkordatoların artmasına ve işsizliği çoğalmasına sebep olacaktır.
Alınan bu karardan sonra bazı güçlü işletmeler kendilerince çözüm arayışına girecek satışlarının olumsuz etkilenmesini önlemek amacıyla müşterilerine kendi kaynaklarını kullanarak uzun vade yapmaya devam edecektir. Örneğin cep telefonu işletmeleri kendileri kredi açarak sorunu çözmeye çalışacaklardır.
Diğer taraftan döviz kurlarının uzun süreden bu yana sabit seyretmesi, politika faizlerinin yüksekliğinden dolayı yükselen kredi faizleri nedeniyle olumsuz etkilenen başta turizm sektörü ve ihracat yapan işletmeler iç piyasada da kayba uğrayacakları sebebiyle devam eden iflas ve konkordatolar artabilir. Ancak ağustos ayında açıklanan enflasyon oranı ile politika faiz oranlarının aynı seviyeye gelmesi sonucunda politika faizlerinin önümüzdeki ay veya aylarda düşürülme ihtimali yüksektir. Politika faizleri aşağı yönlü harekete geçince de buna bağlı olarak kredi maliyetleri küçüleceğinden işletmelerin tekrar üretime yöneleceği, ihracatın artacağı beklenmektedir. Faizlerin düşmesi işsizliği öneyeceği gibi ihracata en çok ihtiyacımız olduğu yaşadığımız dönemde ekonomiye olumlu katkı sağlayacaktır. Döviz kurlarına gelecek olursak sabit kur uzun süreden bu yana baskılandığı ve sıcak para gelmesi için bir formül olarak görüldüğü için bu şekilde devam etmez ve bir müddet sonra normal değerini alır diye düşünüyorum.
Kredi kartı kullanılmadığı eski yıllara dönecek olursak özellikle toptan alışverişler senet kullanılarak gerçekleşirdi ve vadeler alıcı ve satıcı tarafından anlaşıldığı şekilde senet tanzim edilirdi. Yukarıda bahsetmeye çalıştığım kararlardan sonra senetle yapılan alışverişler çoğalabilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar