Son üç yıldan bu yana enflasyon oranları yıl içerisinde sık sık revize ediliyor. Ancak 2025 yılının daha ilk ayında geçen yıl 5 eylülde açıklanan orta vadeli planda öngörülen 2025 yılı sonu enflasyon oranının %21 de %24 e çıkarılması zamanlama açısından son derece önemidir. Ayrıca yapılan tahminde üst sınır %29 olarak açıklandı. Yani 2025 yılı sonunda öngörülen enflasyon oranı %24-29 arasında olacağı anlamı çıkıyor.
Yapılan bu revizenin en önemli yönü geçtiğimiz yılbaşında yani bundan 1 ay kadar önce hedef enflasyon dikkate alınarak yapılan ve son derece yetersiz olan asgari ücret, emekli maaşları ve memur maaşlarında yapılan artışlardır. Zam diyemiyorum çünkü yapılan maaş arttırımları 2024 yılının enflasyonunu bile neredeyse karşılamamaktadır. Bilindiği üzere asgari ücrete birkaç yıldan bu yana yaşadığımız yüksek enflasyon nedeniyle yıl ortasında ek zam ayılıyordu ama 2024 yılında bu uygulama maalesef rafa kalkmış oldu. Dolayısıyla 2025 yılında da asgari ücret yıl sonuna kadar aynı kalacak gibi gözüküyor.
TCMB başkanımız Sn. Fatih Karahan’ın açıklamalarında ocak ayı enflasyonunun beklendiği şekilde %5 çıkması, yapılan kamu zamları, işlenmemiş gıda ürünlerindeki fiyat artışları, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar gibi sebepler görülmektedir. Ancak önümüzdeki süreçte özellikle şubat ayında da enflasyon oranı ocak kadar olmasa da %3,5-4 civarında yani yüksek gelebilir. Çünkü elektrik ve doğalgazda yapılan devlet sübvansiyonunda sınırlamaya geçildi ve uygulama başladı. Ayrıca uzun vadeli düşündüğümüzde yaklaşık iki trilyon bütçe açığı,1,95 trilyon TL faiz ödememizi de dikkate aldığımızda yıl içinde yeni zam veya vergilerle karşılaşabiliriz. Bu bağlamda %24 hedefinin de tutmayacağı ihtimali yüksektir ve bana göre %35 civarında bir tahmin uygun olabilir.
TCMB’nin geçtiğimiz süreçte örneğin 2024 yılında enflasyon oranlarını dört defa revize ettiğini hepimiz biliyoruz. Bu durumda yılın ilk toplantısında alınan bu karar veya kararlar yıl sonuna kadar birkaç defa değişeceğini tahmin etmek zor değildir.
Enflasyon, sadece ülkemizin değil neredeyse tüm dünyanın sorunudur. Ancak savaş halinde bulunan ülkelerin oranı bizden kat be kat fazlasdır. Geçtiğimiz günlerde DİSK-AR tarafından bu konuda bir araştırma yayınlandı. Bilgiler aşağıdaki gibidir.
DİSK-Ar’ın Şubat 2025 Enflasyon Bülteni’ne göre Türkiye, dünyada en yüksek enflasyona sahip 6. ülke oldu. Ocak 2025’te yıllık enflasyon yüzde 42,1 olarak hesaplanırken, gıda fiyatları son 20 yılda 35 kat arttı. Dar gelirli kesimler enflasyondan daha fazla etkileniyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu, harcamalarının yüzde 36,6’sını gıdaya ayırmak zorunda kalırken, en yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 14,5’te kaldı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayımlanan Şubat 2025 Enflasyon Bülteni, Türkiye’nin enflasyon tablosundaki vahim durumu gözler önüne serdi. Rapora göre Türkiye, dünyanın en yüksek enflasyon oranına sahip 6. ülkesi konumunda bulunuyor. 190 ülkenin 185’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük seviyede seyrediyor.
DİSK-Ar’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine dayandırdığı analize göre, Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 42,1 olarak hesaplandı. Türkiye’den daha yüksek enflasyona sahip ülkeler Zimbabve (yüzde 404,8), Sudan (yüzde 242,2), Güney Sudan (yüzde 216,4), Arjantin (yüzde 139,7) ve Venezuela (yüzde 60) olarak sıralandı.
GIDA FİYATLARI GENEL ENFLASYONU SOLLADI
DİSK-AR raporuna göre, gıda fiyatları son 20 yılda genel fiyat artışından daha hızlı yükseldi. 2003 yılından bu yana genel fiyatlar 24 kat artarken, gıda fiyatlarındaki artış 35 katı buldu. Bu durum, dar gelirli vatandaşlar için yaşam maliyetinin çok daha hızlı arttığını gösteriyor.
2025 Ocak itibarıyla en yüksek fiyat artışı yüzde 99,9 ile eğitimde görülürken, konut fiyatları yüzde 68,9, sağlık hizmetleri ise yüzde 55,02 oranında arttı. Gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık artış ise yüzde 41,76 olarak kaydedildi.
DAR GELİRLİLER ENFLASYON KARŞISINDA EZİLİYOR
TÜİK verilerine dayandırılan DİSK-AR analizine göre, en düşük yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirin yalnızca yüzde 6,3’ünü aldığı, ancak harcamalarının yüzde 36,6’sını gıdaya ayırmak zorunda kaldığı belirtildi. Buna karşın en yüksek yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirin yüzde 48,1’ini aldığı ve gıdaya ayırdığı payın yalnızca yüzde 14,5 olduğu ifade edildi.
Bu veriler, yüksek fiyat artışlarının düşük gelir gruplarında çok daha şiddetli bir geçim sıkıntısı yarattığını ve gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirdiğini gösteriyor.
‘TÜİK ALGILANAN ENFLASYONU AÇIKLAMALIDIR’
DİSK-AR, enflasyon verilerinin toplum üzerindeki gerçek etkisini ölçmek için algılanan (hissedilen) enflasyonun da açıklanması gerektiğini vurguladı. Raporda, 2023 yılında hissedilen enflasyon ile açıklanan resmi enflasyon arasında 53 puan fark olduğu hatırlatıldı. Avrupa ve ABD’de merkez bankalarının hissedilen enflasyon verisini düzenli olarak yayımladığına dikkat çeken DİSK-AR, TÜİK’in de benzer bir şeffaflık politikası izlemesi gerektiğini belirtti.
Kaynak: DİSK-AR
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar