Ülkemizde ve dünyada kadına şiddet olayları yıllardan bu yana süregelen bir önemli sorun haline gelmiştir.
Bu şiddet neden olabilir. Bu konuda çeşitli görüşler hâkim olmakla birlikte yazılı ve görsel basında oldukça geniş haberlere yer verilmektedir. Nedenleri irdeleyecek olursak;
*Eğitimsizlik: Eğitim her vatandaş için gerekli ve alınması zorunlu bir olgudur. Eğitimsiz bir toplumda sadece kadına şiddet değil, her konuda negatif eylemlerle karşılaşabiliriz.
Kız çocuklarının okutulması bu konuda önemli bir etkendir. Daha açık ifade ile her birey tahsil hayatını yaşamalıdır. Ülkemizde çağdaş yaşamı destekleme derneği (Rahmetli Prof.Dr. Türkan Seylan’ı saygı ile anıyorum.) birçok kız çocuğunun okuması için önayak olmuş, birçok girişimde bulunmuştur ve önemli bir sosyal konuya imza atmıştır.
Burada sadece eğitimsiz kişilerin şiddet yarattığı anlaşılmamalıdır. Geçen yıl, öğrencisini kopya çekerken yakaladığı için bir akademisyen hanım öldürülmüştü.
*Küçük yaşta yapılan evlilikler: Şiddetin nedenleri arasında çok küçük yaşta yapılan evlilikler de sayılabilir. Özellikle Anadolu’nun kırsal kesimlerinde büyüklerin baskısı ile yapılan evlilikler maalesef hüsranla sona ermekte veya sürekli iç huzursuzluk olarak kendini göstermektedir. Daha da ötesi evlenmek için yaş büyütenlere de rastlamak mümkündür.
*Görücü usulü ile evlenme: Evlilik karşılıklı fedakârlık ve hoşgörü isteyen kutsal bir kurum olduğuna göre taraflardan birisinin egemenliği söz konusu olamaz ve olmamalıdır. Genellikle erkek egemen toplumlarda bu problem öne çıkmaktadır. İdeal bir evlilik aşk ve sevginin birlikte yaşandığı kurumdur. Aşk, gelip geçici bir duygu olmasına rağmen sevgi kalıcı bir olgudur. Sevgi eksik olduğunda birey sevginin olmadığı bir ortamda istenmeyen vakalara sebep olabilir.
Bugünkü dizilerde izlediğimiz gibi, onun eski karısı, ilk evliliğinden olan çocuğu gibi konular sürekli karşımıza çıkıyor. Hâlbuki eski Türk filmlerinde birleştiricilik ve aile bütünlüğü esas alınırdı. Evlilik, verilen karşılıklı kredileri doğru kullanma sanatıdır şeklinde tanımlanabilir. Bu tanıma göre fedakârlık veya hoşgörü sürekli tek taraflı olmamalı, eşler birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşmalı, tabiri caizse birbirlerine dikte etmekten kaçınmalıdır. Aksi halde evlilik yara alır ve belki de biter.
Eşlerin evlilik öncesi birbirlerini tanımaları da süreklilik açısından önemli bir faktördür. Çünkü verilen evlilik kararı, bir ömür aynı yastığa baş koymak, iyi veya kötü günde her olayı paylaşmak, birlikte yaşlanmak içindir.
*Ekonomik zorluklar: Günümüzde ekonomi aileleri ve toplumu en çok ilgilendiren konuların başında gelmektedir. İnsan olarak ihtiyaçlarımız süreklilik arz eder ve bunların karşılanması gerekir. İhtiyaçlar karşılanamaz duruma geldiğinde ise aile içinde çatışmalar kaçınılmaz duruma gelebilir. Dolayısıyla aile bütçesini çok dikkatli ve hesaplı yapmak esas alınmalıdır.
*Psikolojik bozukluklar: Psikolojide bipolar bozukluk (çoklu bozukluk) veya anksiyete bozukluğu (sinirlere hâkim olamama durumu) tedavi edilmediği taktirde bir takım olumsuz davranışlara sebep olabilir. Ülkemizde büyük bir çoğunluk anti depresan ilaçlar kullanmaktadır. Bir de halk arasında psikiyatra gitmek sanki ayıp veya başka yorumlara neden olduğu görüşü hakimdir. Ancak bu görüş gerçek olmamalıdır. İhtiyacı olan herkes tedavisini olmalı ki sağlıklı yaşamaya devam etsin. Kulaktan dolma bilgiler kişiye yarar getirmediği gibi zarar da getirebilir.
*Sosyal çevre: Hepimizin kendi çapımızda bir sosyal çevresi mevcuttur. Ancak bu çevre son derece seçerek ve kendi yapımıza uygun kişilerden oluşmalıdır. İnsanlar en çok problemlerini arkadaşlarıyla paylaşır ve çözümü onların tavsiyesi çerçevesinde arar. Bu yüzden sosyal çevremiz çizgi ötesi kişilerden olmalıdır.
Lise öğrenciliğim sırasında öğrendiğim bir konuyu sizlerle paylaşayım. İnsan 50 yaşına kadar ilişki kurduğu kişiler kendinden daha bilgili, daha aklı başında, daha çalışkan olmalıdır ki onlardan sürekli bilgiler edinsin ve öğrensin.50 yaşından sonra ise ise bu kavram tersine dönmelidir. Edinilen tecrübeler, sahip olunan bilgiler, yaşanmışlar kendinizden küçüklerle paylaşılmalıdır ki onlar da bilgi dağarcıklarını genişletsinler.
Kadına şiddet sadece kaba kuvvet ile olmamakla birlikte taciz, tecavüz gibi çirkin davranışlarla da görülebilir.
Her yıl 5 Aralık’ta Dünya Kadın Hakları gününü kutluyoruz. 8 Martta ise dünya kadınlar gününü kutluyoruz.Aslında bizleri doğuran, büyüten, yetiştiren, hayata hazırlayan annelerimiz, eşlerimiz, kız kardeşlerimize ne kadar borçlu olduğumuz ortadadır. Kadınlarımızın kıymetini bilmek zorundayız ve çocuklarımıza örnek olacak şekilde anlatmalı ve yaşamalıyız.
Dünyada ilk” kadın ve kadın yurttaş hakları bildirgesi” olarak kadın hakları bildirgesi 1791 yılında, Fransız yazar Olympe de Gouges tarafından yayınlanmıştır. (Bildirgenin detayına yer ve zaman fakiri olduğumuz için girmiyorum.)
Kadın hakları gününü neden 5 aralıkta kutluyoruz? Çünkü 5 Aralık 1934 de Türk Kadınına seçme ve seçme hakkı verilmiştir ve birçok Avrupa ülkelerinden öncedir. Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ün ne kadar ileri görüşlü olduğu buradan da anlaşılmaktadır.
Dünyada kadına seçme ve seçilme hakkı verilen ülke sayısı 28, ancak bu hakkı kullanan ülke sayısı 17 olarak bilinmektedir. Kadına seçme ve seçilme hakkı Fransa’da 1944, İtalya’da 1945, Yunanistan’da 1952, Belçika’da 1960 ve İsviçre’de 1971 yılında verilmiştir. Görüldüğü üzere kadına değer veren ülkelerde ilk sıralardayız.
Kadınlarımızın ekonomiye katılması, üretimde yerini alması ise son yıllarda önem kazanmıştır. Birçok başarılı kadın girişimcimiz mevcuttur ve büyük başarılara imza atmışlardır.
TÜİK tarafından yayınlanan 2023 kadın istatistikleri verileri aşağıdaki gibidir.
Türkiye nüfusunun %49,9’unu kadınlar, %50,1’ini erkekler oluşturdu
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 42 milyon 638 bin 306 kişi, erkek nüfus 42 milyon 734 bin 71 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun %49,9’unu kadınlar, %50,1’ini ise erkekler oluşturdu. Kadınlar ile erkekler arasındaki bu oransal denge, kadınların daha uzun yaşaması nedeniyle, 60 ve daha yukarı yaş grubundan itibaren kadınların lehine değişti. Kadın nüfusun oranı, 60-74 yaş grubunda %52,1 iken 90 ve üzeri yaş grubunda %70,2 oldu.
Kaynak: TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları, 2023
Kadınların erkeklerden 5,5 yıl daha uzun yaşadığı görüldü
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, doğuşta beklenen yaşam süresi 2020-2022 döneminde Türkiye geneli için 77,5 yıl iken kadınlarda 80,3 yıl, erkeklerde 74,8 yıl oldu. Genel olarak kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı ve doğuşta beklenen yaşam süresi farkının 5,5 yıl olduğu görüldü.
Doğuşta sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 57,0 yıl oldu
Hayat Tabloları sonuçlarına göre, belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2020-2022 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 58,4 yıl iken kadınlarda 57,0 yıl, erkeklerde 59,7 yıl oldu. Buna göre, erkeklerin doğuşta sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,7 yıl daha uzun olduğu görüldü.
Kadınlarda obezite oranı %23,6 oldu
Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre boy ve kilo değerleri kullanılarak hesaplanan vücut kitle indeksi incelendiğinde, 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerin %20,2’sinin obez, %35,6’sının ise obez öncesi durumda olduğu görüldü. Obez bireylerin oranı cinsiyete göre incelendiğinde, kadınların %23,6’sının obez ve %30,9’unun obez öncesi durumda, erkeklerin %16,8’inin obez ve %40,4’ünün obez öncesi durumda olduğu görüldü.
Ortalama eğitim süresi kadınlarda 8,5 yıl oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, ortalama eğitim süresinin yıllara göre arttığı görüldü. Türkiye geneli için ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2022 yılında Türkiye genelinde 9,2 yıl, kadınlarda 8,5 yıl, erkeklerde 10,0 yıl oldu.
En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %86,7 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2008-2022 yılları arasında arttığı görüldü. En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki bireylerin toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında %75,1 iken 2022 yılında %91,3 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %67,5, erkeklerin oranı %82,8 iken, bu oran 2022 yılında kadınlarda %86,7, erkeklerde ise %96,1 oldu.
Cinsiyete göre en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı, 2008-2022
Kaynak: TÜİK, Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı, 2008-2022
Yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %21,6 oldu
Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, yüksekokul ve fakülte, yüksek lisans ve doktora mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun toplam nüfus içindeki oranı, 2008 yılında %9,1 iken 2022 yılında %23,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %7,1, erkeklerin oranı %11,2 iken bu oran 2022 yılında kadınlarda %21,6, erkeklerde ise %25,5 oldu.
Kaynak: TÜİK, Ulusal Eğitim İstatistikleri Veri Tabanı, 2022
TÜİK, Hane halkı İşgücü Araştırması, 2022
Yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı %68,8 oldu
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının %53,1 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %35,1, erkeklerde ise %71,4 oldu.
İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı %13,9, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı %27,1, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %36,1, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %43,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %68,8 oldu.
Kadınların istihdam oranının erkeklerin yarısından daha az olduğu görüldü
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2022 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının %47,5 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %30,4, erkeklerde ise %65,0 oldu.
En yüksek istihdam oranı %54,1 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük istihdam oranı ise %33,8 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde gerçekleşti.
En yüksek kadın istihdam oranı, %37,4 ile TR90 (Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane) bölgesinde, en düşük kadın istihdam oranı ise %18,2 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde gerçekleşti.
En yüksek erkek istihdam oranı, %72,8 ile TR21 (Tekirdağ, Edirne, Kırklareli) bölgesinde, en düşük erkek istihdam oranı ise %50,8 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) bölgesinde gerçekleşti.
Kadınların istihdamda yarı zamanlı çalışma oranı %16,1 oldu
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranının 2022 yılında %9,8 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %16,1, erkeklerde ise %6,7 oldu.
Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadın istihdam oranı %28,0 oldu
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki bireylerin istihdam oranı, 2014 yılında %59,8 iken 2022 yılında %60,5 oldu. Bu oran cinsiyete göre incelendiğinde, 2022 yılında hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının %28,0, erkeklerin istihdam oranının ise %90,5 olduğu görüldü.
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı tüm eğitim düzeylerinde erkek lehine gerçekleşti
Cinsiyetler arası ücret veya kazanç farkı, erkek ve kadın arasındaki ücret veya kazanç farkının erkek ücret veya kazancına yüzdesel oranı olarak tanımlanmaktadır. Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark %17,1 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark %12,4 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark %19,6 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise %14,5 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
Kadın büyükelçi oranı %27,3 oldu
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında %11,9 iken 2023 yılında %27,3 oldu. Erkek büyükelçi oranı ise 2011 yılında %88,1 iken 2023 yılında %72,7 oldu.
Kadın milletvekili oranı %19,9 oldu
Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2023 yıl sonu itibarıyla 599 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 119, erkek milletvekili sayısının ise 480 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında %9,1 iken, 2023 yılında %19,9 oldu.
Yükseköğretimde görevli profesörler içinde kadın profesör oranı %33,9 oldu
Yükseköğretim İstatistiklerine göre yükseköğretimde görevli profesörler içerisindeki kadın profesör oranı 2010-2011 öğretim yılında %27,6 iken 2022-2023 öğretim yılında %33,9 oldu. Yükseköğretimde görevli doçentler içerisindeki kadın doçent oranı ise, 2010-2011 öğretim yılında %32,2 iken 2022-2023 öğretim yılında %40,8 oldu.
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı %19,6 oldu
Hane halkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre şirketlerde üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında %14,4 iken 2022 yılında %19,6 oldu.
Kadın Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) personelinin oranı %34,1 oldu
Belirli bir dönemde (genellikle bir takvim yılı) bir kişi ya da grup tarafından Ar-Ge faaliyetleri için harcanan sürenin aynı dönemde çalışılan toplam süreye bölünmesi yoluyla hesaplanan Tam Zaman Eşdeğeri (TZE), 0 ile 1 arasında bir değer alarak uluslararası Ar-Ge personeli karşılaştırmalarında kullanılmaktadır.
Araştırma-Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarına göre, TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel sayısı, 2022 yılında 93 bin 41 kişi ile toplam Ar-Ge personel sayısının %34,1’ini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın Ar-Ge personel oranı, yükseköğretimde %47,5, kâr amacı olmayan kuruluşların da dâhil edildiği genel devlette %31,0, mali ve mali olmayan şirketlerde ise %27,3 oldu.
Ortalama ilk evlenme yaşı kadınlarda 25,7 oldu
Evlenme İstatistiklerine göre resmi olarak ilk evliliğini 2023 yılında yapmış olan kadınların ortalama evlenme yaşı 25,7 iken erkeklerin ortalama evlenme yaşı 28,3 oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il, kadınlarda 29,0 yaş, erkeklerde 32,7 yaş ile Tunceli oldu. Ortalama ilk evlenme yaşının en düşük olduğu il ise kadınlarda 22,9 yaş ile Ağrı, erkeklerde 26,2 yaş ile Şanlıurfa oldu.
Kadınların %16,2’sinin eğitim seviyelerinin eşlerinden daha yüksek olduğu görüldü
ADNKS sonuçlarına göre resmi evliliklerde eşler arasındaki eğitim farkı incelendiğinde, 2022 yılında kadınların %38,9’unun kendilerinden daha yüksek eğitimli erkeklerle evli olduğu görüldü. Eşlerinden daha yüksek eğitimli olan kadınların oranının %16,2, eğitim seviyeleri aynı olan eşlerin oranının ise %42,8 olduğu görüldü.
Kesinleşen boşanma davaları sonucu annenin velayetine verilen çocuk oranı %74,9 oldu
Boşanma İstatistiklerine göre 2023 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucu çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Annenin velayetine verilen çocuk oranı %74,9 iken babanın velayetine verilen çocuk oranı ise %25,1 oldu.
İnternet kullanan kadınların oranı %83,3 oldu
Hane halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerin İnternet kullanım oranı %87,1 oldu. Bu oran kadınlarda %83,3 iken erkeklerde %90,9 oldu.
Kadınların %27,4’ü yaşadığı çevrede gece yalnız yürürken kendini güvensiz hissetti
Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre 2023 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı %18,9 iken bu oran kadınlarda %27,4, erkeklerde %10,2 oldu. Kadınların %56,3’ü, erkeklerin ise %75,8’i yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetti.
Evde yalnız olduklarında kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı 2023 yılında %4,6 iken bu oran kadınlarda %6,3, erkeklerde %2,7 oldu. Kadınların %83,4’ü, erkeklerin ise %90,8’i evde yalnız olduklarında kendilerini güvende hissetti.
AÇIKLAMALAR
“8 Mart Dünya Kadınlar Günü” ne özel olarak hazırlanan bu haber bülteninde yer alan veriler, TÜİK tarafından gerçekleştirilen sayım ve araştırmalar ile idari kayıtlardan yararlanılarak derlenmiştir.
Kaynak: TÜİK
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar