Bilindiği üzere yeni orta vadeli plan 5 eylülde resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Ele alınan konulara baktığımızda ekonomik büyüme, bütçe açığı, enflasyon hedefi, işsizlik oranı, ihracat miktarı, ithalat miktarı ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gibi konuların yer aldığını görüyoruz. Ancak planda yer almayan konuların da olduğunuz okudum, inceledim. Bunları özetlemek gerekirse;
*Barınma ve beslenme sorunu günümüzde en çok yerini alan konuların başında gelmektedir. Konut sorunu giderek barınma sorununa doğru evrilmektedir. Özellikle kiraların karşılanamayacak şekilde artması ve kiralık ev bulunamaması başlı başına bir değerlendirme yapılması gereken bir analizdir. Geçen yıl yaşadığımız (Allah tekrarını göstermesin) deprem felaketi, yabancılara belli bir bedel karşılığında gayrimenkul alınması halinde verilen vatandaşlık, kentsel dönüşümün tüm yurtta hızlanması, yurdumuza gelen sığınmacılar gibi nedenlerle artan konut sorunu önemini giderek arttırmaktadır. Diğer yandan dar ve sabit gelirlilere ek olarak üniversite öğrencilerinin kalacak yer, beslenme maliyetleri yüzünden kayıt yaptıramamaları ve ekonomik zorluklardan dolayı üniversiteden kaydı silinen öğrenci sayısının yaklaşık 900 bini bulması gibi sorunların ota vadeli planda yer alması ve bunların çözüm yolları hakkında yol haritası çizilmesi ve ele alınması gerekirdi. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin okul bırakmamaları veya üniversiteyi kazandıkları halde kayıt yaptırama mamaları ülkenin geleceği için önemli bir sorundur
*Ülkemizde doğum oranı %1,5 lara kadar gerilemesinin gelecekteki nüfus projeksiyonumuz için birtakım endişeler doğurabileceği kesindir. Şu anda ise yaşlı nüfusumuz oldukça fazladır.15-64 yaş arası çalışan nüfus olarak kabul edilmektedir ve bizim ekonomiye katkı sağlayacak gençlere ihtiyacımız olduğu kesindir. Bazı meslek sahibi değerli gençlerimizin ekonomik zorlukları aşmak, daha sosyal bir yaşam potansiyeli elde edebilmek için yurt dışına gittikleri ve bazılarının da üniversite öğrenimi sırasında gitmeye çalıştıkları ortadadır. Bunun acil olarak çözülmesi; üniversiteye kaydını yaptırmayan veya kaydı silinen öğrencilerin sorunlarına çözüm getirilmesi elzemdir. Yeni orta vadeli planda da bu konuya yer verilmemiştir.
*Yaşam maliyetlerinin her şehirde özellikle İstanbul’da yaklaşık 70 milyon TL ye yükselmesine rağmen bu konuda da planda yer verilmemiş. Hayat pahalılığının nasıl çözüleceği, alım gücünün yükselmesi için yapılabilecek uygulamalar, dar ve sabit gelirlilerin durumu ele alınmamış gözüküyor. Programda önümüzdeki yıl maaş artışları için hedef enflasyonun baz alınacağı belirtilmiş. Eğer tahminler tutarsa 2025 yılı tahmini enflasyon oranı olan %17,5 oranı baz alınacak ve asgari ücret yaklaşık 20000TL ye çıkacak. Ancak bu rakamın yoksulluğu arttıracağı, özellikle e emekli ve dar gelirlilerin geçim sıkıntısını çoğaltacağı kesindir. Maaş artışları öngörüldüğü şekilde değil 2024 yılı enflasyon oranına 2025 yılı tahmini enflasyon oranı eklenerek maaş hesaplanması ve TÜİK.in verdiği aylık TÜFE oranlarına göre güncellenmesi ve en düşük emekli maaşı ve asgari ücretin açlık sınırına eşitlenmesi gerekir. Bu durumda 17002x (%41,5+%17,5) =28267 TL olmalıdır. Aksi taktirde dar ve sabit gelirliler enflasyon altında ezilmeye devam edecektir.
*Sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikasına yer verilmemiş. Tarım bakanlığı tarafından tarım üreticilerine verilecek devlet destekleri açıklanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de ekilmeyen alanların iki yıl ekilmemesi durumunda devlet tarafından kiraya verileceği ifade edilmişti. Ülkenin dört bir yanında ürettikleri neredeyse her ürün toplama maliyetini bile karşılamadığı için caddelere dökülen karpuz, domates, kayısı, fıstık vd. gibi ürünleri ve çiftçinin isyanını hepimiz izledik. Önlem alınmazsa kış aylarından başlamak üzere önümüzdeki yıllarda sebze ve meyve sıkıntısı çekebileceğimiz ihtimali belirmektedir. Bir diğer konu da artan fiyatların önüne geçebilmek için ithalatı çözüm olarak görmekten vazgeçmeli, ithalata verdiğimiz parayı tarım üreticilerine vermeliyiz. Ayrıca çiftçinin bilimsel verilere dayanmadan üreteceği ürünler bir program dahilinde ve ihtiyaç ve ihracat miktarları hakkında bir program izlenmeli ve üretici bu konuda bilinçlendirilmeli ve tavsiye edilmelidir. Çiftçinin girdi maliyetlerinin düşürülebilmesi için ÖTV ve KDV muafiyeti getirilmelidir.
*Aynı şekilde sanayi alanında da yapılabilecek reformlara yer verilmemiş gözüküyor. Özellikle KOBİ lerin, ihracat yapabilecek işletmelerin ve de en önemlisi ithal ikame ürün üreticilerine verilebilecek devlet desteklerin daha da etkinleştirilmesi konusunda bir önlem göremiyoruz. Dış ticaret açığının minimuma indirilmesi için üretimin yoğun şekilde yapılmasının elzem olduğu gerçeği planda yer almamıştır. Bu konuda büyük bir öneme haiz olan yabancı yatırımcının ülkemize gelerek sabit sermaye yatırımı yapmasını teşvik edecek önlemlerin yanında yerli yatırımcıları üretime teşvik programlarına yer verilmemiş. Ancak programda bana göre en önemli konu olan öngörülebilirliğin sağlanmasına yer verilmiş. Bu konuyu açmak gerekirse ekonomik güven endeksinin yükseltilerek; yerli ve yabancı girişimcilerinin kısa ve orta vadeli program yapabilecek konuma gelmeleri ve yerli ve yabancı yatırımcıları ülkeye yatırım yapmalarının önü açılması edeflenmektedir.Dolayısıyla üretimin artmasıyla birlikte işsizliğin azalması, devletin vergi gelirlerinin yükselmesi,uluslarararası alanda rekabet kriterlerine uyum sağlanması ve en önemlisi de ihracatın artırılacağının doğal sonucu olarak merkez bankası rezervlerinin yükseltilmesiyle birlikte enflasyon hedeflerine ulaşılma kolaylığı önemsenmektedir ve planda en önemli konu da budur.
*Daha önce uygulamaya konulan yeni vergi düzenlemesi olduğu için vergiler konusu planda öngörülmemiş gözüküyor. Ancak affedilen vergiler, yap işlet devret projelerinin maliyeti gibi konular ele alınmamış. Ayrıca pakette yer alan bazı vergi kalemlerinin ortadan kalkmasıyla birlikte yaşanacak sorunların yer almadığı açıktır. Yani her konuda olduğu gibi vergi yükü de vatandaşa yüklenmiştir.
*2011 yılında Suriye’de başlayan iç karışıklıklar nedeniyle Amerika’nın önerisiyle bizim de içine çekildiğimiz problem beraberinde sığınmacı sorununu getirmiş ve sadece Suriye’den değil; Irak, İran, Afganistan ve diğer ülkelerden gelen sığınmacı ve göçmenler gündemde kalmaya devam etmektedir. Sayıları 10 milyonu bulan bu insanların ekonomiye verdikleri negatif etki hepimiz tarafından bilinmektedir. Yeni ekonomik planda bu sorunun nasıl çözüleceği, ülkelerine gönderilmeleri konusunda bir açıklama göremiyoruz.
*Orta vadeli planda yer almayan bir diğer konu da merkez bankası rezervleri ve döviz kurlarının geleceği hakkında bilgiye yer verilmemesidir. Uzunca bir süreden bu yana yatay seyreden doların ne olabileceği yönünde bir bilgi yoktur. Bana sorarsanız kışa girerken döviz kurları hareketlenebilir. Çünkü uzun süre sabit kalmayacağı daha önce yaşanan dönemlerden biliyoruz ve ihracatın büyümesi için kurların şu anda bile 38-40 TL civarında olması bir zorunluluktur. Ayrıca Merkez bankası rezervleri üç-dört aydır carry trade ve sıcak para yöntemiyle gelen yabancı paralar sebebiyle yükselmesine rağmen son bir ayda yaklaşık 20 milyar dolar azalmıştır. Bu konuda alınabilecek önlemlere için de bir öngörüde bulunulmamıştır. İflas ve konkordatoların hızla arttığı bir dönem yaşıyoruz. Diğer taraftan dövize olan talep tekrar başlamış gözüküyor ve bunun önlenmesi için yapılacak uygulamalara yer verilmemiş.
Konu ile ilgili yorumlanacak daha birçok konu olmasına rağmen sizleri daha fazla üzmemek, moralinizi bozmamak için burada kesiyorum.
Sonuç olarak inşallah başarılı bir program olur ve ekonominin sorunları bir an önce çözülür ve halkımız birtakım sıkıntılardan kurtulur.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar